3 Mart 2011 Perşembe

Yeni yeni duygularimla tekrar merhaba..

Artik yepyeni hayatimla yeni duygular yasiyorum. Ve yine yaziyorum, paylasmak istiyorum. Yeniden merhaba diyorum..

2 Ekim 2009 Cuma

Nefes aldikca insan

Ufacikken basladik cevremizi genisletmeye, bir suru arkadaslar edindik once. Sonra ona buna kusup biraktik tekrar. Okuldan, komsularimizin cocuklari, aile dostlari derken bir suru insan gelip gecti ve geciyor hayatimizdan. Nefes aldikca insan. Kucukken hic kavga etmeyi bilmezdim ben, kirilirdim ama cok sakin ve sessiz bir cocukmusum. Sonra buyurken daha fazla kirilmaya basladim. Degisik degisik arkadaslarim oldu, geldi gecti bazilari. Hic sebepsizce gorusmedigimiz insanlar vardir ya hani? Hani herseyini paylasirsin, iyide kotude derin derin mevzularda birlikte aglar, birlikte gulersin. Sonra bir bakmissin o insana yabancisin. Yolda karsilasip selam verip vermemekte kararsiz kalirsin.


Cok sevdigim bir arkadasim vardi, cok seviyordum ama, hala da seviyorum. O ufacikken tanistigim butun insanlardan daha da ozeldi benim icin. Kocamandi yeri kalbimde. Dogdugum gunden, cocuklugumdan cok daha sonra bir donemde girdi hayatima ama, o ayriydi. Yeni baslamistik universiteye, ikimizde turk oldugumuzun farkindaydik ama uzaktik sanki, cekiniyorduk, henuz tanismamistik. Sonra birbirimizi farkettigimizde cok hos vakit gecirebildigimizi anladik. Cok eglenir, cok gulerdik birlikte, saatlerce telefon gorusmelerimiz olurdu, kahkahalar atardik. Yeri gelir aglardik, derin derin huzunlenir, birlikte sarkilar dinlerdik, sonra birbirmizi teselli ederdik. Benim ihtiyacim oldugunda o beni, onun ihtiyaci oldugunda ben onu hos tutar, ben ona teselli verirdim. Onunla paylasabildiklerimi, onunla gulebilip, eglenmeyi kimselerde bulamazdim. Yeni sarkilari birlikte dinlerdik, telefonda dinletirdik birbirimize, tabi arkasindan biz de soylerdik kahkalar atarak. O benim veletlerime bakacakti, ben onunkilere. O kadar yakin hissetmistim ki kendime? Birde Universiteye basladigimiz ilk yilimiz cok guzeldi. Anne, baba, kardeslerden olusan mutlu bir yuvam vardi. Huzun nedir, ozlemek, hasret, olum nedir bilmiyordum henuz. Hayata o kadar farkli bir gozden bakiyordum ki o zamanlar? Hersey tazecik, hersey tertemiz gorunuyordu henuz.

Sonra yillar gecti ayrildi yollarimiz, o baska bir universiteye yazildi, ben babami kaybettim, hayatim farkli bir yon aldi. Yine hep gonullerimiz birdi, ya da ben oyle zannetmisim. Sonra yine yillar gecti daha az gormeye basladik birbirimizi, tabi telefonla surekli gorusuyorduk, yine yasadiklarimizdan haberdardik elbet. Sonra neden bilemiyorum, mutlu gunlerimde yanimda olmasini istedim, evime aldigim tuzluga kadar onunla paylasmak hosuma gidecekti. Deli dolu bir arkadaslikti bizimkisi. Hem birbirimizden cok sey beklerdik, hem birbirimizi bogar, hem de cok severdik. Ama olmadi herhalde, bir yerlerde yanlislik yaptik. Simdi cozemiyorum eksikligi. Belki cok sey bekledim ondan, belki benim beklentilerim, onun hakkinda dusuncelerim onunkinden cok daha farkliydi, belki de yollarimizi ayirma vakti gelmisti, bilemiyorum..

Hani hayatinin her doneminde cevrende degisir ya. Hani her yasadiginla insanlardan beklentilerin degisir, bazi insanlari silmeye kalkarsin ya? Hani en ufak bir yanlis cok gelir, birbirinin kusurunu ortmek yerine, artik gorusmeyelim demek insanlar icin basitlesti ya? Gun gelecek insanlar hep yalniz kalacaklar, belki de hayatta hic kirilmamak icin en dogrusu bu, cozemiyorum..

30 Eylül 2009 Çarşamba

Gunaydin gece

Guzellik bakan gozdeymis. Niyetmis herseyi guzellestiren, olmazlari olduran.
Sevgi, acilmayacak sanilan, uzerine kilit vurulan tum kapilarin anahtariymis, tam da umitsizlige dusmeye ramak kala doguruverirmis gunesi uzerimize Yaradan; parlak ve sicak.
Tatli dille, guler yuzle soylenen sozlere doyulmazmis.
En azindan bir gun daha Allah'im bana, nasil mutlu olmayayim ki ben?

Ikbal Gurpinar, Gunaydin Gece eserinden

Ders calisiyorum calisma odamda, camdan bakarak uzaklara daliyorum ara sira karanlikta. Sanki eskiden cok daha kolay gelirdi okumak, ogrenci olmak. Yukardaki satirlari okuyup kendime teselli vermeye calisiyorum. Olmayinca uzuluyorum, yapamam zannediyorum, ama basaracagim. Ne kadar evimde bi suru isim olup, aklim surekli ders haricinde bi suru seylerde ise, yine ben basaracagim, yarinki sinavimi basariyla sonuclayacagim insAllah. Ve biliyorum ki, hicbir zafere cicekli yollardan gecilmez.

Nice sinavlardan gectigim kadar, yarinki sinavimdan da basariyla gececegim insAllah.

30 Nisan 2009 Perşembe

Neler mi yapiyorum?

Uzun zamandir yazmiyorum aslinda, yazamiyorum daha dogrusu. Istiyorum ama sadece kendimde kaliyor yazdiklarim. Icime tikanip kaliyorum. Oldum ben de bir evhanimi iste? Aman camasirlarim, aman yok supurgem, aman utum derken gunlerim yogun bir hal alip gidiyor. Evlilige, esime, evime, yeni hayatima alisma donemindeyim halen. Vakit mi bulamiyorum ki acaba?

Evlilik nasil mi gidiyor? Cok guzel, harika, sukurler olsun, evimden ve esimden cok zevk aliyorum. Gunlerim yogun, ama bir o kadar da guzel geciyor. Ve en onemlisi, artik yalniz degilim.. Her zaman eve gelen bir kocam var benim, aksam oldugunda birbirimizin yolunu bekledigimiz. Ikimizden biri olmadiginda yemege oturmadigimiz. Gunde onlarca defa illa da sesini duydugumuz. Umarim annem ve babam gibi yillarca ayni yastikta hic usanmayiz birbirimizden. O kadar da kulturumuzde buyutulen, korku icinde bekletilen bir yasam degilmis aslinda evlilik. Evet tabii ki cok farkli bir yasam, cok farkli sorumluluklar altina giriyor insan. Ama mutlu ve huzurlu olduktan sonra, herkese tavsiye edilebilen bir adim bence.

Evlilik guzel, hayat yasadikca guzel, yasandikca, anladikca, anlasildikca guzel..

16 Kasım 2008 Pazar

Icten bir dua..

'Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah'a arzediyorum..'

3 Kasım 2008 Pazartesi

Bugun yine seni cok ozledim

Canim babam,

Zaman zaman gunler, aylar geciyor aglamiyorum artik senin icin cok fazla. Herhalde caresi olmadigini anladim artik. Ilk kaybettigimizde cok agladik, ama baktim hicbirsey degismiyor, sadece daha cok uzaklasiyorum senden. Hep derlerdi yillar gectikce olum acisi daha azalir insanda, daha az ozlersin diye. Hepsi yalan, artik cok fazla aglamasamda, yerini gun be gun, gun gectikce her yasadigim anda daha fazla ariyor oluyorum. Buyuyorum herhalde artik baba, artik buyuyorum ki seni anlamaya basliyorum. Dusuncelerini, yaptiklarini, bize olan duskunlugunu artik cok daha iyi anliyorum. Biliyorum cok gec ama, artik seni cok iyi anliyorum babacigim. Bekarken kendimi hep yoklugunun karamsarligina burumusum meger. Vazgecmistik herseyden, anneme her bakisimda aci cekiyordum yoksun diye. Genc yasinda onu yalniz biraktin diye hep kizdim belki sana. Annemsiz gunumu gecirmedim yoklugunu hissetmesin diye. Artik bende bir yuva kurdum baba, ve seni o kadar iyi anliyorum ki artik. Dusuncelerini cozebiliyorum, bizleri korumana kizdigim anlara kiziyorum artik. Bembeyaz gelinligimle yanina ugramistim, umarim gormussundur beni, umarim hissetmissindir. Ben inaniyorum ki hep yanimda, hep koruman altindayiz. Ama baba unutamiyorum, hep ellerinde alisveris yapip yuvamin kapisini calisini hayal ediyorum ben. Hep koltugumda oturusunu, sizi yemege davet edisimi, benim evimde hep beraber olusumuzu hayal ediyorum. Arkadaslarimda gordugumde gizlice kiskaniyorum baba onlari, elimde degil ne yapabilirim ki? Bende cok istiyorum kapimi calmani, bana alisveris yapmani, akil vermeni, korumani. Cok sukur baba, cok mutluyum, cok huzurluyum, iyi ki evlenmisim, iyi ki ben de bir yuva kurmusum. Ama yoklugun hep aklimda, seni hep hayal etmeye devam edecegim..

Bugun yine seni cok ozledim,

Serap Uz
03-11-2008

3 Haziran 2008 Salı

Kendim icin..


We turn not older with years, but newer each day.
New delights and fond memories for the year ahead.
Celebrate the beauty of your spirit
Embrace the dreams in your heart
The great joy we bring to the world
Realize just how much your life means to those around you
Happy birthday Serap to a wonderful life..

Sukredebilmek..

Bugun 3 haziran 2008, yirmibesinci dogumgunumde:

Butun kalbimle, bu gunesli sabahtan sonra; yorgunlukla oturdugum butun aksam yemeklerine, huzurla oturdugum butun aksam yemeklerine, huzurla actigim butun kapilara ve pencerelere, keyifle bitirip kapattigim kitaplara, aglayabildigim butun yagmurlara, yollar boyu endisesiz izleyebildigim butun guzelliklere, gorebildigim butun arkadas gozlerine, uyandigim her sabaha sukretmek istiyorum, sukurler ediyorum.

Yasamin inisli cikisli duzeninden, korkusuzca ve huzurla nefes alip vermek, susadiginda su icebilmek ve yeni bir sabaha umutla uyanabilmek mucizesini goremeyecek anlara geldigimde, sukrediyorum.

Serap

18 Mayıs 2008 Pazar

Evleniyoruz.

"Hayat, nefes aldigin anda baslayan; virgullerle, noktali virgullerle surup giden ve bilmedigin, istemedigin bir anda noktasini bularak anlamini pekistirecek olan bir cumledir." O cumleyi anlasilmaz hale getirebilecek bir hayatin, insana urperti veren sonlarin da olabileceginden haberdar miyiz ki acaba?

Yeni bir baslangic yapiyoruz, yeni bir hayata adimimizi atiyoruz. Farkli seyleri onemsiyorum artik, daha farkli yollara yoneliyorum.

Agustos 5 2008'de evleniyoruz: Serap & Turan Ilyas.

Ben gonul oyunlari kurmak icin birini aramadim hic. Yuva kurabilecegim birini dusledim hep. Deneyimsiz duygularla, saf, berrak, el degmedik masumiyetteki bir arayisla Rabbim'e yonelip kiminle yuva kuracagimi bana gostermesi icin yakardim. Tek cicekle bahar olmaz diyenlere inat. Her yurek icin acan ozel bir cicek oldugunu ve fazlasinin gerekmedigini ispatlamak icin bahari bekliyorum. Biraz zorlu gunler yasayacagiz elbet. Yemek yerken bile cignemeden yutamiyoruz, en basit ve guzel bir misal. Toy oldugumuz bu yolda bizde zafere ulasacagiz yakin zamanda.

Adimimi yavas yavas atiyorum, biraz korkak. Ideali olmayanin hicbir seyi olmazmis hayatinda.

Ruyalarim ve inanclarim var benim!

11 Mayıs 2008 Pazar

Belki dunya kucucuktur..

Kucucugum koca dunyada..
Kaygilarim, kazanclarim, kaybettiklerim, endiselerim, hayallerim, duslediklerim, kuskunluklerim, kirginliklarim..
Hepsi ve hepimiz minicigiz gokyuzu altinda..
Dertlerimiz, dert edindigimiz seyler..
Gecmeye calistigimiz buyuk sulari..
Suyun obur tarafini ve buyuk denizleri..
Mucadele ettiklerimi, yendim sandiklarimi ve yenilgilerimi..
Onaylasinlar diye ciktigim yollari, yoldan donuslerimi..
Evren sonsuz ve ben bir karinca kadar kucugum..
Neden buyuyor ki hayat bu kadar gozumde?

Serap Uz



Hadisi Serif..

'Kur'an okuyan mü'min turunçgiller gibidir. Tadı da kokusu da güzeldir. Kur'an okumayan mü'min de hurmaya benzer. Tadı güzeldir, fakat kokusu yoktur.'

28 Nisan 2008 Pazartesi

Yeni bir gunde merhaba!

Isim geregiyle Tilburg'e gitmem gerekti bugun. Yillarca o turuncu Hollanda trenleriyle ne kadar yol astim, hic usanmadan, bikmadan kendimi egitmek ugruna ne emekler vermisim meger. Seneler ne cabuk gecmis. Hayatimdaki degisikliklerden dolayi okulu bir suredir donduruyorum, tezimi vermem gerekiyor sadece. Ve bugun o turuncu trenimi ozledigimi farkettim, yolda avaz avaz disariyi seyretmeyi, gizlice diger yolcularin telefon gorusmelerini dinlemeyi, Amersfoort'taki kahve kokusunu, ve bircok seyi ne cok ozlemisim ben..

Ne cok sabretmisim, emeklerime karsilik fidanlarim cicek acacak elbet bir gun diye..

Ne cok guzel duygularim olmus, var etmisim, o guzel duygularimi gerceklestirmek ugruna pesinden kosmusum.

Guzel duygulari karakter haline getirebilmek icin bir dizi islem gerekir. Zorluklari asmak, inanmak ve sabretmek bunlarin basinda gelir. Yasayan her seye saygiyi ogretmeli. Cevresine guzel kokular yayan bir insan olmali. Herkesin suladigi, buyumesini gozledigi birkac agaci olsun. Agaclar insana sevgiyi, merhameti, sefkati ogretir unutmayin. Simdiden bir dizi fidanlar ekiyorum kendi kendime, elbet benim de fidanlarim gun gelecek cicek acacaklar.

28/4/2008
Serap Uz

27 Nisan 2008 Pazar

Uçak, babama selam söyle!

Cok sevdigim ve her dinledigimde duygularimi elde edemedigim bir siir yaziyorum, Iclal Aydin bakin ne kadar guzel dile getirmis duygularini, ozleyipte, dokunamadan yaninda hissedebilmek..

Uçak, babama selam söyle!

Karlı bir akşamdı ankara'da;

Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum....
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun....
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık;
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!

İclal Aydın

22 Nisan 2008 Salı

Evim, evim, güzel evim..

Yeni bir evimiz olacak,yeni anahtarlarim, yeni bir mutfagim, yeni bir kapi acacagim hayatimda, belki de bambaska bir hayat. Heyecanla anahtarlari alacagim gunu bekliyorum, 30 mayis 2008. Belki de hayatta attigim ilk buyuk adim. Rabbim hayirlisini versin insAllah, bereketi tukenmeyen bir yuvacik diliyorum herkes icin.
---------------
Ortaligi bir karanlik bürümüs, bürümüs ki sorma gitsin..
Tasina, topragina, islemis her yanina..
Isik yanan evler uzaktan görünüyor.
Kim bilir o evlerde neler neler dönüyor?
Kiminde kavga, gürültü.
Kimiyse sicak bir yuva.

Ne olursa olsun diyorum; ev olsun da, yeter!
Sicak bir corba, tavsankani bir cay,
diyorum her seye deger.
Hayal etmek bile güzel;
önü bahceli, bahcesinde mutluluk biten,
bacasinda mutluluk tüten.
Sevgiyle, saygiyla örtülü dört bir yani.
Anlayissizliklari cürüten.
Ve onu istiyorum her seyden önce.
Diyorum ya, hayal etmek bile güzel.
Ne olursa olsun, ev olsun da, yeter!
---------------

31 Mart 2008 Pazartesi

Sevmek..

Keske, sevgiyi alabildigince cok kullanabilsek de kavga konusunda olabildigince cimri olabilsek; keske bunu aile hayatimizda yapabilsek..

Inanin, sevmek, kavga etmekten hem daha kolay hem cok daha guzel.

Gelin sevelim birbirimizi! Ne gerek var onca kirginliklara? Once esler sevsin birbirlerini, sonra kardesler, sonra komsular, sonra arkadaslar. Derken sevgi cemberini buyutup tum toplum olarak sevgiyi yasatabilsek keske? Hayat ne kadar kolay olurdu degil mi? Aslinda bunu en once kucuk dairemizde, her zaman cok onem tasiyan ailemizden baslatsak? Inaniyorum ki, her sey nasil da guzellesecek, her seyi sevginin sicakligi ve canliligi saracak.

Tum insanlik icin denemeye degmez mi?

30 Mart 2008 Pazar

Oysa ne cok anlatir gibiyim..

Neden hala ayni yasamsal hatalari yaptigimizi sorguluyoruz surekli. Neden zaaflarimiza yeniliyoruz? Neden tersini soyledigimiz halde olumsuz olani barindiriyoruz icimizde? Neden cesur olamiyoruz kendi yasamimiza karsi? Neden almamiz gereken acil kararlari surekli erteliyoruz? Neden kendimizden uzaklasiyoruz? Neden aynaya baktigimizda gordugumuz kadina/erkege giderek daha az sevgi duyuyoruz? Neden bizleri yaralamak isteyenlere daha cok aciyoruz sinemizi? Neden basa donuyoruz her defasinda? Daha cok mutlu olmak icin onlarca sebebimiz varken biz neden hesabini bitiremiyoruz buruklugumuzun? Elbette bunca sorunun icinde buldugumuz yanitlar da vardir. Biliyorum ofke geciyor. Bambaska hallere burunuyor duygular. Bir zamanlar ugruna olurum sandigimiz kisiler, olaylar, onemler, utanclar baska bir seye donusuyor zamanla. Hepsi geciyor zaman gectikce. Unutmak uzerine kurulu insan sistemi. Biraz susabilmeyi ogrenmek gerektigini anladim. Kelimeler cok keskin, cok aciticidir ve kan doker. Bizse herkesi sasirtacak kadar dovuscu olup ortaligi kan golune cevirebiliyoruz. Susulmus, soylenmis cok seyimiz var omrumuz boyunca. Oysa ne cok anlatiyor gibiyim. Her zaman frene basiyorum. Giderek daha cok basiyorum ve daha cok yoruluyorum. Arkamda yarali birakmak istemiyorum. Cunku biliyorum, yarali insan tehlikelidir.

Aradigim biraz isiktir gormek icin ve biraz da sudur hayatta kalmak icin. Hep gune cevireyim insan yuzunu, hep dik olsun basim..

29 Şubat 2008 Cuma

Yalnizlik siiri

Bilmezler yalnız yasamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Orhan Veli Kanık

18 Şubat 2008 Pazartesi

Kutsal bir emanet

En yakin arkadasimin kizi Yade dogdugunda düsünmeye basladim bu yazdiklarimi. Herhalde dedim anneler sadece evlatlarini degil, dünyanin derdini yüklenir omuzlarina. Bu duyguyu henüz tatmis degilim, anlamakta güçlük çekerim elbet. Yegenlerim dünyaya geldiklerinde hissetmistim bir canlinin dünyaya gelisini ve onlari sevmeyi, canindan bir can olusunu, canini feda etmeye hazir olmayi. Olaganüstü bir güzellik bu. En yakin arkadasim, bir zamanlar birlikte oynadigim, anne olusu öyle etkilemisti ki beni ve basladim iste yazmaya. Nasil birsey Allah'im bu? Bir anne, Allah'a kendisinden önce çocuguna dua ediyor, bir ana kalbi nasil birsey? Analigin nasil bir duygu oldugunu sormaya basladim kalbime, annemi düsünerek. Kendini asip evladina kendini feda etmeyi kilan bir duygu olmasi gerek bu. Sadece kendi evlatlari yetmiyor dertlenmeye; dünyanin tüm çocuklari, tüm kederleri, yoksullari onun oluyor sanki artik. Sadece kendi evladina aglamiyor bir anne. Savas çocuklarina da, Afrika'nin aç bebeklerine de gözyasi dökmeye basliyor. Haberleri izlerken kalbi daglaniyor, lokmalari bogazinda dügümlenip kaliyor. Anne olmak, dünyanin derdini kalbine yigip her biri için dua etmek, gözyasi dökmektir herhalde? Annenin kalbine kendi sonsuz sefkatindan bir damla akitmis Yaradan, o kutsal emaneti nasip ederken. O andan itibaren cesediyle sadece bir kadin olan, ruhuna da analigi yükleniyor sanki. Evladinin tutan eli, yürüyen ayagi, konusan dili oluyor. Ve elbette kederiyle kederlenen, sevinciyle sevinen. Yegenlerimi kucagima aldigimda ne kadar sevgi ve ilgiye muhtaç olduklarini görüyorum. Ve onlarin bir gözyasiyla yüregimin sizlayisini farkediyorum. Dogduklari gün ilk kucagima aldigim an hissettigim o kan bagini, canimizdan bir can bu yaratik diyerek. Ve annem geliyor aklima, bizi esirgeyen, dünyanin bütün dertlerinden uzak tutmaya çalisan, bizler için savasan, yenik düsmeyen. Ve yegenlerime baktigimda anliyorum ne çabuk geçtigini zamanin, dünyaya gelenin ne çabuk büyüdügünü. Esirgemeye çalisiyorum onlari her tehlikeden. Geçen gün bir baktim ki yeni dillenmis çat pat diliyle karsi geliyor halasina ufacik boyuyla. Ve yine annem geliyor aklima, bizleri nasil ve ne çabalar, ne fedakarliklar içerisinde bu yasa getirdigini farkediyorum. Iste böyle birsey olmasi gerek annelik..

Serap Uz
25/11/2005

14 Şubat 2008 Perşembe

Hizli Yasam

Yasamimi dusunuyorum da, hizi korkutuyor beni..
Yarim yarim her sey.
Akrabalar, cocukluk, okul, ask.
Hep acelem var gibi, hep ayakustu yemek yer gibi.
Belki o yuzden hep acim hayata.
Telasim bu telas yuzunden mi acaba?
Bir turlu doyamayip, hep atistirir gibi yasamaktan mi..?

13 Şubat 2008 Çarşamba

Okul

Bu yolculuklar boyledir iste.
Her defasinda okula gelir gibi gelirsin gidersin.
Hep bir ust sinifa gecme hakkin vardir.
Eger derslerini iyi ogrendiysen, alttan dersin kalmadiysa, ezberin iyi, kavraman tamsa..
Ama gunahin hala ayni yerde sayiyorsa, sinifta kalirsin.
Her gelisinde ayni seyleri yasarsin.
Bazen barajlar vardir asman gereken.
Basarirsan karsiligini alirsin..

12 Şubat 2008 Salı

Umut

Basim dönüyor dünyanin bitmez, tükenmez derdiyle
Calisiyorum, güc topluyorum kendime kendimce
Varligimizi ispatlamak öylesine zor, bizi bize kabullendirmek öyle ugras istiyor ki…
Gülüyoruz belki, icten degil
Agliyoruz belki, nedenini bilmeden
Bugün gelip, yarin gidiyoruz su koskoca handan.
Yürüyerek mi?
Kosarak mi?
Ucarak mi geciyoruz?
Bir seyler birakabiliyor muyuz anilarimiza
bizi, biz öldükten sonra da yasatacak?
Cevremize umut mu saciyoruz, karamsarlik mi?
Yoksa bizce yasamak; kaygisizlik mi?
Düsünüyorum, seviyorum, yasanilir bir dünyada yasamak istiyorum!
Insanlarin korkmadan gercek yüzlerini sergileyebildikleri,
Basamaklari tirmanirken baskalarinin kafalarina basmadan yükselebildikleri,
her seyden önemlisi hesapsizca sevebildikleri bir dünya…
Gelecege umutla bakarak,
gözlerinden isik sacarak,
‘Ben de varim, üstelik inadina ayaktayim’diyebilmek!
‘Nefsine agir gelen sey, bilesin ki senin hayrinadir.’
Rabbim'e beni ugursuzluklardan korumasi icin dua etmiyorum.
Böyle durumlarda beni umutsuzluktan korumasi icin dua ediyorum.
Guzel Allah'im bir elini biraksa, öteki elinden tutar.
Umudun olsun, yeter..

Merhaba

Yeni bir sayfada merhaba,

Birkac kez denedim yazdiklarimi sayfalarda paylasmayi. Zaman zaman yazilanlari yerlestirdim sayfalarima, zaman zaman ihmal ederek uzun bir mesafe koydum, olmadi.

Tekrar deniyorum, umarim bu sefer guzel seyler yazip, icten ice, icimizden geldigi gibi paylasmaya devam ederiz.