28 Nisan 2008 Pazartesi

Yeni bir gunde merhaba!

Isim geregiyle Tilburg'e gitmem gerekti bugun. Yillarca o turuncu Hollanda trenleriyle ne kadar yol astim, hic usanmadan, bikmadan kendimi egitmek ugruna ne emekler vermisim meger. Seneler ne cabuk gecmis. Hayatimdaki degisikliklerden dolayi okulu bir suredir donduruyorum, tezimi vermem gerekiyor sadece. Ve bugun o turuncu trenimi ozledigimi farkettim, yolda avaz avaz disariyi seyretmeyi, gizlice diger yolcularin telefon gorusmelerini dinlemeyi, Amersfoort'taki kahve kokusunu, ve bircok seyi ne cok ozlemisim ben..

Ne cok sabretmisim, emeklerime karsilik fidanlarim cicek acacak elbet bir gun diye..

Ne cok guzel duygularim olmus, var etmisim, o guzel duygularimi gerceklestirmek ugruna pesinden kosmusum.

Guzel duygulari karakter haline getirebilmek icin bir dizi islem gerekir. Zorluklari asmak, inanmak ve sabretmek bunlarin basinda gelir. Yasayan her seye saygiyi ogretmeli. Cevresine guzel kokular yayan bir insan olmali. Herkesin suladigi, buyumesini gozledigi birkac agaci olsun. Agaclar insana sevgiyi, merhameti, sefkati ogretir unutmayin. Simdiden bir dizi fidanlar ekiyorum kendi kendime, elbet benim de fidanlarim gun gelecek cicek acacaklar.

28/4/2008
Serap Uz

27 Nisan 2008 Pazar

Uçak, babama selam söyle!

Cok sevdigim ve her dinledigimde duygularimi elde edemedigim bir siir yaziyorum, Iclal Aydin bakin ne kadar guzel dile getirmis duygularini, ozleyipte, dokunamadan yaninda hissedebilmek..

Uçak, babama selam söyle!

Karlı bir akşamdı ankara'da;

Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum....
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun....
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık;
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!

İclal Aydın

22 Nisan 2008 Salı

Evim, evim, güzel evim..

Yeni bir evimiz olacak,yeni anahtarlarim, yeni bir mutfagim, yeni bir kapi acacagim hayatimda, belki de bambaska bir hayat. Heyecanla anahtarlari alacagim gunu bekliyorum, 30 mayis 2008. Belki de hayatta attigim ilk buyuk adim. Rabbim hayirlisini versin insAllah, bereketi tukenmeyen bir yuvacik diliyorum herkes icin.
---------------
Ortaligi bir karanlik bürümüs, bürümüs ki sorma gitsin..
Tasina, topragina, islemis her yanina..
Isik yanan evler uzaktan görünüyor.
Kim bilir o evlerde neler neler dönüyor?
Kiminde kavga, gürültü.
Kimiyse sicak bir yuva.

Ne olursa olsun diyorum; ev olsun da, yeter!
Sicak bir corba, tavsankani bir cay,
diyorum her seye deger.
Hayal etmek bile güzel;
önü bahceli, bahcesinde mutluluk biten,
bacasinda mutluluk tüten.
Sevgiyle, saygiyla örtülü dört bir yani.
Anlayissizliklari cürüten.
Ve onu istiyorum her seyden önce.
Diyorum ya, hayal etmek bile güzel.
Ne olursa olsun, ev olsun da, yeter!
---------------